esenola

Log in
English | Spanish | Dutch | Portuguese (Brazil) | Italian | Turkish | German | Polish

es be birader es

    haydar ergülen
    By haydar ergülen

    TUHAFİYE

     

    Es be birader, es!

    İşte tam o sırada ruhum kanat takıyordu ve can bedenden adeta uçuyordu. Varsın uçsun benim naciz vücudum da değil mi, nasılsa birgün toprak olacaktır. Ve her canlı, ruhun bedeni, sanki hapsolduğu bir hücreden kurtuluyormuşcasına sevinçle terkettiğini de tadacaktır ama... Demem o değil.

    Belki de insan bir yaştan sonra, öyle 'bir' yaş var işte, çocukluğa giden otobüs nerden kalkıyordu der gibi soracaktır, memleket otobüsleri nerden kalkıyor, diye.Çocukluğa ve memlekete otobüsle, bilemedin minibüsle gidilir. Şimdikileri bilmem tabii, çocukluk var da gidilecek memleket kalmış mıdır, bütünüyle şüphedeyim...Demem bu da değil.

    Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik”, şiirin bu kadarı elverir, Yahya Kemal de bize kızmaz umarım, insan aşık olduğunda bencil olmaz, aksine, ne kıskançlık duygusunun esamesi okunur, ne mülkiyet duygusu kalır. Aşkı vatan bilir ve “vatan sana canım feda” tekerlemesini de aşk olsun diye yuvarlar, savurur, yollar. Aşk bir şenlikse, kıymeti de en çok çocuk kalbiyle mi bilinir? Varsın “Çocuksun Sen” desinler. Desinler de, demem o da değil.

    Hiçbir özel isim geçmeden bitirebilecek miyim bakalım bu yazıyı derken...Yahya Kemal! Özel isim mi, değil. Neden, bir, şairler özel olmaz, iki, büyük şairler cins olur, cins olur isimleri de. Öyleyse Gülten Akın'ın “Gülten'i Yozgatlı demesinler bundan böyle” dediğini de hatırlayarak, ve elbette “nerde ölürsem oralı olayım” dizesini de ekleyerek, hal beyanında bulunabilirdim ama, sonra onun başka bir dizesi aklıma gelirdi ve “Bende bir gülten kaldı/hangi bağa diksem yabancı” dizesiyle vazgeçerdim kendi halimden. Bunu da dememiş olurdum böylece.

    Benim kalbim ne zaman tamamlanacak?” dedi bu sabah kızım Nar, “Büyürsün, tamamlanır kızım” dedim, “sonra da ne güzel kırılır” diyemedim. Kalp deyince, kalp ağrısı, kalp kırıklığı, kalpten gitmek, kalbi küs...Kalbimizin komşusu bunlarsa bizim evimiz neresi? İnsan bazen bir şeyi dememek için ne kadar çok şey diyor. Baksanıza halime. Diyeceğim, henüz demediğimdir.

    Yeni yıl yazısı haftaya. Eskiyi yazacağıma göre, yeniye eskiyle başlamanın zararı yok. Hem yeni ne var, Türkiye'nin adının 'yeni' olmasından başka? Eski köye yeni adet getirmek dedikleri buymuş meğer. Eskisi, yenisi, şurda dursun, bu kavga en sonuncu kavgamız filan da değil ama,“Biz başka alem isteriz”. Demek ki başka türlü bir şey benim demek istediğim.

    Ahmet Kaya da cins isim elbette. Öyle bir şeyler mi yazsam acaba, belki de yazılmıştır, olsun, adı 'Cins İsimler' olan bir portreler, yüzler kitabı. Ahmet Kaya “şehirlere bombalar yağardı her gece/ biz durmadan sevişirdik” demeden önce, “biz durmadan gülüşürdük” diyor. Sevişmek de gülüşmeye sayılıyor belli ki. Ruhun gülüşmesi, kalbin gülüşü, gövdenin yüzünün gülmesi. Keşke bu olsaydı diyeceğim!

    Herkesin bir 'şeb-i arus'u var. Düğün gecesi, vuslat, kavuşma gecesi. Bu yazı da bilmeden benim kavuşma gecem olmuş. Cahit Külebi'nin “İstanbul”u görünüyor, bana İstanbul hala Haydarpaşa'dan görünüyor! “Sonra alem değişiverdi/ayrı su ayrı hava ayrı toprak/Mevsimler ne çabuk geçiverdi/ unutmak unutmak unutmak”. Vefayı unutmak olmaz da, unutmanın da bir vefası var mıdır, kim bilir belki de şimdi tam sırasıdır. Öyledir de. Bunu söylememi beklemeyin benden.

    * * * *

    Es es es! Es be birader es! Bak 50 yıldır esiyorsun, gürlüyorsun, yağıyorsun, yüzümüzü bir güldürüp bir ağlatıyorsun! Ne zamandır direniyorum bu yazıyı yazmamak için. Ama artık daha fazla direnemedim ve yine de seni üzmemek için, top çevirir gibi adeta oradan buradan laf çevirip duruyorum. Böyle yapma, bizi üzme, gönlümüzden düşme, gönlümüzü düşürme, kalbimizi üşütme. Gelecek yıl, dediysem şurda 3 gün sonra, o güzel Haziran'da 50. yılını kutlayacağız Eskişehir'de, “es es es/ki ki ki/es ki es ki es” diyeceğiz. Bak gönlümüzde bir telaş, kalbimiz açık, içimiz kıpır kıpır, 'Eskişehir gibi Eskişehirspor da bir şenliktir' diyeceğiz. Başka da bir şey demeyeceğiz. Turgut Uyar'ın “Temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa” dizesini azıcık değiştirip, “Haziran tam bize göredir” diyeceğiz bir de.

     

    haydar ergülen