<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
	<title><![CDATA[esenola: tevfik fikret]]></title>
	<link>https://esenola.com/blog/view/6134/tevfik-fikret</link>
	<atom:link href="https://esenola.com/blog/view/6134/tevfik-fikret" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[]]></description>
	
	<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/6134/tevfik-fikret</guid>
	<pubDate>Thu, 29 Oct 2015 20:35:26 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/6134/tevfik-fikret</link>
	<title><![CDATA[tevfik fikret]]></title>
	<description><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><b>Tuhafiye </b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><b>&#39;Değerli Yalnız&#39;: Tevfik Fikret</b></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Ahmet Hamdi Tanpınar&#39;ın Tevfik Fikret i&ccedil;in s&ouml;yledikleri bu &#39;yalnız adam&#39;ı ve şiirini anlamak bakımından &ccedil;ok değerli: &ldquo;Talihin kendisi i&ccedil;in hazırladığı imkanları &ccedil;abuk farketti, hatta mizacının zaaflarını bile ona g&ouml;re terbiye etti. İnzivasını bir nevi peygamberane uzlet, &ccedil;abuk darılıcı mizacını istiğna, hayat ve fiil alemindeki kabiliyetsizliğini y&uuml;ksek bir mukavemet şekline soktu ve şiirinin bir zaman sadece mel&uuml;l besteler &ccedil;ıkaran ferdi melankolisini tam lazım olduğu bir zamanda bir cemiyetin ıstırap ve &uuml;mitlerine terc&uuml;man yaptı.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Kısacası orta &ccedil;apta bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k burjuva şairi iken cemiyet i&ccedil;in bir nevi ahlak ve medeniyet havarisi oldu.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Bunu s&ouml;ylemekle Fikret&#39;i k&uuml;&ccedil;&uuml;ltm&uuml;ş olmuyorum; irade ve anlayışının zaferini kaydetniş oluyorum. Unutmamalı ki i&ccedil;timai hayatta ahlaklı ve d&uuml;r&uuml;st olmak, yaşadığı devirde nadir olan bir meziyetti. Halbuki bu Fikret&#39;te baştan beri vardır.&rdquo;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Aynı devrin iki şairinden biri Tevfik Fikret, diğer, Mehmet Akif Ersoy. İdeolojik yaklaşımların ve Doğu/Batı ayrışmasının simge adları olmalarının dışında, Tanpınar&#39;ın s&ouml;ylediklerinin biraz değişiklikle her ikisi i&ccedil;in de ge&ccedil;erli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum: &ldquo;Orta &ccedil;apta&rdquo; birer şair. Ama ikisi de &#39;bir cemiyetin ıstırap ve &uuml;mitlerine terc&uuml;man&#39; olmuş ve yine &#39;cemiyet i&ccedil;in bir nevi ahlak ve medeniyet havarisi&#39; olmuş iki değerli yalnız.</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-weight: normal;">Değersiz yalnızları saymaya gerek yok, onlara her d&ouml;nemde ve her mevkide bolca rastlanır. Ama kendi kişisel zaaflarını, melankolilerini erteleyen ya da bir kenara koyarak, vicdan, doğruluk, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;k, &ccedil;alışkanlık, yurtseverlik, merhametli ve adil olmak gibi y&uuml;ksek erdemlerle donanmış bir yaşamı s&uuml;rmek ve bunu bir şiir olarak var etmek, ancak yalnızlığın değerini bilen, ve şimdi &#39;değerli yalnız&#39;lar olarak &ouml;vg&uuml;yle, sevgiyle andığımız insanlarda bulunur. Bunlar bazen Mehmet Akif gibi dindar biri olur, bazen de Tevfik Fikret gibi dinle ilgisi olmayan biri. Evet ama o Tevfik Fikret aynı zamanda &ldquo;</span><i>Benim dinim insan gibi yaşamaktır</i><span style="font-weight: normal;">&rdquo; diyecek ve aslolan şeyin &#39;insanlık dini&#39; olduğunu s&ouml;yleyecektir. &ldquo;</span><i>Toprak vatanım/nev-i beşer milletim insan&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">diyecektir. &ldquo;</span><i>Elbet sefil olursa kadın, al&ccedil;alır beşer&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> diyecektir. </span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Şiirde bi&ccedil;imde ve anlamda değişim istemesi, &#39;serbest m&uuml;stezat&#39;ın &ouml;nc&uuml;s&uuml; olması, &ldquo;Sis&rdquo;, &ldquo;Tarih-i Kadim&rdquo;, &ldquo;Rubab-ı Şikeste&rdquo;, &ldquo;Han-ı Yağma&rdquo;, &ldquo;Promote&rdquo; gibi 100 yıl sonra bile, &#39;bile&#39;si fazla, &ouml;nemli olan, ge&ccedil;erliliği giderek artan, hem g&uuml;ncel hem klasik olarak okunabilecek şiirlerin sahibi olması, </span><i>Şermin</i><span style="font-style: normal;"> kitabıyla &ccedil;ocuklara unutulmaz şiirler armağan etmesi de elbette onu &ouml;nc&uuml; bir şair kılar. Tıpkı Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Haşim, Mustafa Kemal Atat&uuml;rk gibi &#39;değerli yalnız&#39;lardan biri olarak, bu &uuml;lkenin k&uuml;lt&uuml;r ve edebiyat, şiir yaşamına &#39;y&ouml;n veren&#39; &ouml;nemli isimler arasında yer alır. Yapıtının, d&uuml;ş&uuml;ncelerinin, eylemlerinin, kişiliğinin hala tartışılıyor olması da doğrusu onun &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;, &ccedil;ok boyutlu ve asla yalnızca bir tek uğraşına, belirli bir y&ouml;n&uuml;ne indirgenemeyecek zenginlik ve &ccedil;oğullukta bir insan, bir aydın, bir entelekt&uuml;el, bir şair ve elbette b&uuml;y&uuml;k bir yurtsever olduğunun en &ouml;nemli delilidir. </span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&ldquo;<span style="font-style: normal;">Tarih-i Kadim&rdquo; şiirinden sadeleştirilmiş bir b&ouml;l&uuml;m: &ldquo;</span><i>Nerde bir şeref var, iğreti/nerde bir mutluluk var, yama./Bir şeyin ne başına inan ne sonuna/Din şehit ister g&ouml;ky&uuml;z&uuml; kurban/Her yanda durmadan kan akacak/durmadan her yanda kan!/.../İşte m&uuml;jdelerin en g&uuml;zeli/İşte en ger&ccedil;ek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k/ d&uuml;ş&uuml;m&uuml;zdeki gelecek &ccedil;ağlarda:/Ne savaşan ne savaş ne salgın/ne saltanat ne yoksulluk,ne ezen ne ezilen/ne yakınma ne de zulm&uuml;n kahrı/ne tapılan ne tapan/ben benim sen de sen!/...&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">Ne yazık ki d&uuml;şleri ger&ccedil;ekleşmedi Tevfik Fikret&#39;in, d&uuml;şleri, d&uuml;şlerimiz ger&ccedil;ekleşmedi, ama d&uuml;şlemenin, d&uuml;ş g&ouml;rmenin, d&uuml;ş&uuml;nmenin de sonu yok, d&uuml;şler de belki en b&uuml;y&uuml;k miras, g&ouml;zden g&ouml;ze, g&ouml;n&uuml;lden g&ouml;n&uuml;le ge&ccedil;en ve &ccedil;oğalarak, b&uuml;y&uuml;yerek, zenginleşerek s&uuml;ren ve b&uuml;y&uuml;k insanlık dediğimiz bir toplumun en değerli varlığı, hazinesi.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Evet Tevfik Fikret&#39;in T&uuml;rk&ccedil;esi eskimiştir, &ccedil;ok ağdalı bir dille yazmıştır, bug&uuml;n ancak sadeleştirilerek okunabilir, kaldı ki o sadeleştirmeler de şiirinin &ouml;z&uuml;n&uuml; koruyarak ve ruhuna zarar vermeden yapılmış başarılı yorumlardır. Daha da &ouml;nemlisi 100 yılı aşkın bir zamandan, neredeyse anlamından, i&ccedil;eriğinden hi&ccedil;bir şey yitirmeden bug&uuml;ne, sanırım hatta yarına da gelebilmiş, kalabilmiş şiirlerdir. Bu &ccedil;ok şey demektir. Hem toplumda, yağmanın, karanlığın, sisli ve puslu d&ouml;nemlerin, yiyiciliğin, hırsızlığın, adaletsizliğin, haksızlığın, ne yazık ki, hala karşılığı olduğunu ve s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;sterir, hem de şiirin &ouml;zellikle kritik zamanlarda, kriz d&ouml;nemlerinde nasıl m&uuml;dahil olabildiğinin de yetkin ve yerinde bir &ouml;rneğidir. &Ouml;te yandan &ccedil;ocuklar i&ccedil;in yazdığı şiirlerden oluşan </span><i>Şermin, </i><span style="font-style: normal;">bence &ccedil;ocuk edebiyatının en se&ccedil;kin yapıtlarındandır ve &ccedil;ocuklar i&ccedil;in yazılmış olağan&uuml;st&uuml; şiirlerle doludur. Tevfik Fikret&#39;in eğitimci yanını da ortaya koyan bu yapıt, ilerici anlayışından &ouml;t&uuml;r&uuml;, zamanla eskimesi, değerini yitirmesi bir yana, belki de en &ccedil;ok g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze seslenen bir kitap olarak tazeliğini ve g&uuml;ncelliğini korumayı s&uuml;rd&uuml;rmektedir.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Yalnız hayatlar, derin ruhlar, engin duyuşlar ve insanın eylem i&ccedil;inde insan olduğunu hep hatırlatan bir ser&uuml;ven. Bana kalırsa ne Mehmet Akif&#39;in doğuculuğu ne Tevfik Fikret&#39;in batıcılığıdır buradaki sır, onları bug&uuml;n de b&uuml;y&uuml;k, &ouml;nc&uuml; ve değerli kılan şey ikisinin de hayatın b&uuml;y&uuml;k şiiri i&ccedil;in şiiri bile feda edebileceklerini g&ouml;stermiş olmalarıdır ki, galiba b&uuml;y&uuml;k şiir biraz da b&ouml;yle bir şeydir. &ldquo;</span><i>Hak bellediğin yolda yalnız gideceksin&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> şiarı ve dizesi diyelim, Tevfik Fikret i&ccedil;in olduğu kadar Mehmet Akif i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. Hepsinden &ouml;nemlisi, bug&uuml;n ne yazık ki ne doğuda ne batıda yeri olan ve d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyası esir alınmış, ufku daraltılmış, bug&uuml;n&uuml;nden geleceği karartılmış bir &uuml;lkenin 100 yıl &ouml;ncesinden bir işaret fişeği olarak &ldquo;</span><i>fikri h&uuml;r, vicdanı h&uuml;r, irfanı h&uuml;r&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> olmanın &ouml;nemini, anlamını ve değerini belirtmiş, &ldquo;yalnızlığın h&uuml;rriyeti&rdquo;ni titizlikle korumuş b&uuml;y&uuml;k bir vicdandır Tevfik Fikret. Vicdan s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bile m&uuml;lk gibi g&ouml;ren muktedirler bunun &uuml;zerinden insanları ayrıştırırken, toplumu b&ouml;lerken, onlardan biraz da Tevfik Fikret okumalarını beklemek de &#39;olmayacak duaya amin demek&#39; sayılmaz mı?</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal;"><b>haydar erg&uuml;len </b></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>haydar ergülen</dc:creator>
</item>

</channel>
</rss>