<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
	<title><![CDATA[esenola: es be birader es]]></title>
	<link>https://esenola.com/blog/view/2323/es-be-birader-es</link>
	<atom:link href="https://esenola.com/blog/view/2323/es-be-birader-es" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[]]></description>
	
	<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/2323/es-be-birader-es</guid>
	<pubDate>Thu, 01 Jan 2015 12:11:49 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/2323/es-be-birader-es</link>
	<title><![CDATA[es be birader es]]></title>
	<description><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><b>TUHAFİYE</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><b>Es be birader, es! </b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">İşte tam o sırada ruhum kanat takıyordu ve can bedenden adeta u&ccedil;uyordu. Varsın u&ccedil;sun benim naciz v&uuml;cudum da değil mi, nasılsa birg&uuml;n toprak olacaktır. Ve her canlı, ruhun bedeni, sanki hapsolduğu bir h&uuml;creden kurtuluyormuşcasına sevin&ccedil;le terkettiğini de tadacaktır ama... Demem o değil.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Belki de insan bir yaştan sonra, &ouml;yle &#39;bir&#39; yaş var işte, &ccedil;ocukluğa giden otob&uuml;s nerden kalkıyordu der gibi soracaktır, memleket otob&uuml;sleri nerden kalkıyor, diye.&Ccedil;ocukluğa ve memlekete otob&uuml;sle, bilemedin minib&uuml;sle gidilir. Şimdikileri bilmem tabii, &ccedil;ocukluk var da gidilecek memleket kalmış mıdır, b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle ş&uuml;phedeyim...Demem bu da değil.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&ldquo;<i>Bin atlı akınlarda &ccedil;ocuklar gibi şendik&rdquo;, </i><span style="font-style: normal;">şiirin bu kadarı elverir, Yahya Kemal de bize kızmaz umarım, insan aşık olduğunda bencil olmaz, aksine, ne kıskan&ccedil;lık duygusunun esamesi okunur, ne m&uuml;lkiyet duygusu kalır. Aşkı vatan bilir ve &ldquo;</span><i>vatan sana canım feda&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">tekerlemesini de aşk olsun diye yuvarlar, savurur, yollar. Aşk bir şenlikse, kıymeti de en &ccedil;ok &ccedil;ocuk kalbiyle mi bilinir? Varsın &ldquo;</span><i>&Ccedil;ocuksun Sen&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">desinler. Desinler de, demem o da değil. </span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Hi&ccedil;bir &ouml;zel isim ge&ccedil;meden bitirebilecek miyim bakalım bu yazıyı derken...Yahya Kemal! &Ouml;zel isim mi, değil. Neden, bir, şairler &ouml;zel olmaz, iki, b&uuml;y&uuml;k şairler cins olur, cins olur isimleri de. &Ouml;yleyse G&uuml;lten Akın&#39;ın &ldquo;</span><i>G&uuml;lten&#39;i Yozgatlı demesinler bundan b&ouml;yle&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">dediğini de hatırlayarak, ve elbette &ldquo;</span><i>nerde &ouml;l&uuml;rsem oralı olayım&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> dizesini de ekleyerek, hal beyanında bulunabilirdim ama, sonra onun başka bir dizesi aklıma gelirdi ve &ldquo;</span><i>Bende bir g&uuml;lten kaldı/hangi bağa diksem yabancı&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> dizesiyle vazge&ccedil;erdim kendi halimden. Bunu da dememiş olurdum b&ouml;ylece.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&ldquo;<span style="font-style: normal;">Benim kalbim ne zaman tamamlanacak?&rdquo; dedi bu sabah kızım Nar, &ldquo;B&uuml;y&uuml;rs&uuml;n, tamamlanır kızım&rdquo; dedim, &ldquo;sonra da ne g&uuml;zel kırılır&rdquo; diyemedim. Kalp deyince, kalp ağrısı, kalp kırıklığı, kalpten gitmek, kalbi k&uuml;s...Kalbimizin komşusu bunlarsa bizim evimiz neresi? İnsan bazen bir şeyi dememek i&ccedil;in ne kadar &ccedil;ok şey diyor. Baksanıza halime. Diyeceğim, hen&uuml;z demediğimdir. </span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Yeni yıl yazısı haftaya. Eskiyi yazacağıma g&ouml;re, yeniye eskiyle başlamanın zararı yok. Hem yeni ne var, T&uuml;rkiye&#39;nin adının &#39;yeni&#39; olmasından başka? Eski k&ouml;ye yeni adet getirmek dedikleri buymuş meğer. Eskisi, yenisi, şurda dursun, bu kavga en sonuncu kavgamız filan da değil ama,&ldquo;</span><i>Biz başka alem isteriz</i><span style="font-style: normal;">&rdquo;. Demek ki başka t&uuml;rl&uuml; bir şey benim demek istediğim. </span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Ahmet Kaya da cins isim elbette. &Ouml;yle bir şeyler mi yazsam acaba, belki de yazılmıştır, olsun, adı &#39;Cins İsimler&#39; olan bir portreler, y&uuml;zler kitabı. Ahmet Kaya &ldquo;</span><i>şehirlere bombalar yağardı her gece/ biz durmadan sevişirdik</i><span style="font-style: normal;">&rdquo; demeden &ouml;nce, &ldquo;</span><i>biz durmadan g&uuml;l&uuml;ş&uuml;rd&uuml;k&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">diyor. Sevişmek de g&uuml;l&uuml;şmeye sayılıyor belli ki. Ruhun g&uuml;l&uuml;şmesi, kalbin g&uuml;l&uuml;ş&uuml;, g&ouml;vdenin y&uuml;z&uuml;n&uuml;n g&uuml;lmesi. Keşke bu olsaydı diyeceğim!</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Herkesin bir &#39;şeb-i arus&#39;u var. D&uuml;ğ&uuml;n gecesi, vuslat, kavuşma gecesi. Bu yazı da bilmeden benim kavuşma gecem olmuş. Cahit K&uuml;lebi&#39;nin &ldquo;İstanbul&rdquo;u g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, bana İstanbul hala Haydarpaşa&#39;dan g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor! &ldquo;</span><i>Sonra alem değişiverdi/ayrı su ayrı hava ayrı toprak/Mevsimler ne &ccedil;abuk ge&ccedil;iverdi/ unutmak unutmak unutmak&rdquo;. </i><span style="font-style: normal;">Vefayı unutmak olmaz da, unutmanın da bir vefası var mıdır, kim bilir belki de şimdi tam sırasıdır. &Ouml;yledir de. Bunu s&ouml;ylememi beklemeyin benden.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">* * * *</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Es es es! Es be birader es! Bak 50 yıldır esiyorsun, g&uuml;rl&uuml;yorsun, yağıyorsun, y&uuml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; bir g&uuml;ld&uuml;r&uuml;p bir ağlatıyorsun! Ne zamandır direniyorum bu yazıyı yazmamak i&ccedil;in. Ama artık daha fazla direnemedim ve yine de seni &uuml;zmemek i&ccedil;in, top &ccedil;evirir gibi adeta oradan buradan laf &ccedil;evirip duruyorum. B&ouml;yle yapma, bizi &uuml;zme, g&ouml;nl&uuml;m&uuml;zden d&uuml;şme, g&ouml;nl&uuml;m&uuml;z&uuml; d&uuml;ş&uuml;rme, kalbimizi &uuml;ş&uuml;tme. Gelecek yıl, dediysem şurda 3 g&uuml;n sonra, o g&uuml;zel Haziran&#39;da 50. yılını kutlayacağız Eskişehir&#39;de, &ldquo;es es es/ki ki ki/es ki es ki es&rdquo; diyeceğiz. Bak g&ouml;nl&uuml;m&uuml;zde bir telaş, kalbimiz a&ccedil;ık, i&ccedil;imiz kıpır kıpır, &#39;Eskişehir gibi Eskişehirspor da bir şenliktir&#39; diyeceğiz. Başka da bir şey demeyeceğiz. Turgut Uyar&#39;ın &ldquo;</span><i>Temmuz tam bu işe g&ouml;redir bana kalırsa&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">dizesini azıcık değiştirip, &ldquo;Haziran tam bize g&ouml;redir&rdquo; diyeceğiz bir de.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal;"><b>haydar erg&uuml;len</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>haydar ergülen</dc:creator>
</item>

</channel>
</rss>