<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
	<title><![CDATA[esenola: All site blogs]]></title>
	<link>https://esenola.com/blog/all</link>
	<atom:link href="https://esenola.com/blog/all" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[]]></description>
	
	<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/9512/gmail-sunucunuzdan-gelen-e-postalari-geri-ceviriyor-bu-sorun-nasil-cozulur</guid>
	<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 14:02:02 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/9512/gmail-sunucunuzdan-gelen-e-postalari-geri-ceviriyor-bu-sorun-nasil-cozulur</link>
	<title><![CDATA[Gmail sunucunuzdan gelen e-postaları geri çeviriyor. Bu sorun nasıl çözülür?]]></title>
	<description><![CDATA[<p>Bir s&uuml;redir kendi sitenizden g&ouml;nderdiğiniz e-postaları Gmail onamayıp geri mi &ccedil;eviriyor? Ya da bazılarını onayıp, bazılarını mı geri &ccedil;eviriyor?</p><p>Gmail&#39;den size gelen geri &ccedil;evrilme iletisine aşağıdakilere benzer yazılar mı var?</p><p><em>Final-Recipient: rfc822; rastgele?biralici@gmail.com<br />
Original-Recipient: rfc822;rastgele?biralici@gmail.com<br />
Action: failed<br />
Status: 5.7.25<br />
Remote-MTA: dns; gmail-smtp-in.l.google.com<br />
Diagnostic-Code: smtp; 550-5.7.25 [bir IPv6 bulunagi] The<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;IP address sending this 550-5.7.25 message does not have a PTR record<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;setup, or the corresponding 550-5.7.25 forward DNS entry does not point to<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;the sending IP. As a policy, 550-5.7.25 Gmail does not accept messages from<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;IPs with missing PTR records. 550-5.7.25 Please visit 550-5.7.25<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://support.google.com/mail/answer/81126#ip-practices" rel="noreferrer" target="_blank">https://support.google.com/mail/answer/81126#ip-practices</a> for more 550<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;5.7.25 information. j18-20020a170906279200b009223bf01f00si447431ejc.873 -<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;gsmtp</em></p><p>Bu sorunu aşağıdaki y&ouml;ntemlerle &ccedil;&ouml;zebilirsiniz. Burada sorunu &ccedil;&ouml;zmek i&ccedil;in &quot;ne&quot; yapmanız gerektiğini yazacağım, &quot;nasıl&quot; yapmanız gerektiğini değil. Bunun nedeni &quot;nasıl&quot; yapılacağı sistemden sisteme değişiklik g&ouml;sterir. &Ouml;rneğin &quot;IP bulunağınızı duruk (static IP address) yapmanız&quot; gerektiğinde, bunun &quot;nasıl&quot; yapılacağı kullandığınız işletim sistemine g&ouml;re, bazen bir işletim sisteminde bile s&uuml;r&uuml;mden s&uuml;r&uuml;me değişiklik g&ouml;sterebilir. &Ouml;rneğin Windows&#39;da, Debian Linux&#39;dan değişik olabilir, ya da Debian 10&#39;da, Debian 11&#39;den değişik olabilir. Onu ayrıca araştırmanız gerekecek.</p><p>Gmail&#39;in iletilerinizi geri &ccedil;evirmesinin sıradan bir nedeni (DNS tanımlamalarınızda MX belgesi oluşturulmamış olması gibi) yoksa, en yaygın rastlanılan &uuml;&ccedil; nedeni şunlardır:</p><p><strong>1-</strong> DNS tanımlamalarınızda alan adınızı belli bir IP bulunağına bağlamadınız (bu IPv4 bulunakları i&ccedil;in A belgesi ile, IPv6 i&ccedil;in de AAAA belgesi ile yapılır).</p><p>DNM tanımlamaları, alan adınızın yazılma işlemini hangi kuruluşta yaptırdıysanız, oradan yapabilirsiniz. &Ouml;rneğin esenola.com alan nereden satın alınmış? O &quot;satan&quot; kuruluşun sitesindeki kullanıcı adınızla girip DNM tanımlamalarınızı değiştirebilirsiniz.</p><p><strong>2-</strong> IP bulunağınız i&ccedil;in PTR belgesi tanımlamadınız. PTR belgesi bir IP bulunağını alan adına bağlar. Bu bağı hem IPv4 hem de IPv6 i&ccedil;in kurmalısınız. PTR belgeleri sunucunuzda (ya da sitenize barınak servisi veren sağlayıcınızın aray&uuml;z&uuml;nde) yapılır. Unutmamanız gereken, Gmail IPv4&#39;&uuml;n yanısıra, &ouml;zellikle IPv6 bulunağı i&ccedil;in de PTR belgesinin oluşturulmuş olmasını gerektiriyor!</p><p><strong>3-</strong> Sunucunuzda hem IPv4, hem de IPv6 i&ccedil;in duruk (static) bulunaklar tanımlamadınız. O durumda sunucunuzdaki DHCP barınak sağlayıcınızın size atadığı IPv4, UPv6 aralığında rastgele bir IP bulunağını o e-postayı g&ouml;ndermek i&ccedil;in kullanır. Olur da o da rastgele A/AAAA, PTR belgelerinde belirtmiş olduğunuz IPv4, IPv6 bulunağını kullanırsa, Gmail iletinizi onar ama &ccedil;oğu zaman da uyuşmayacağı i&ccedil;in geri &ccedil;evirir.</p><p>Duruk IP bulunağı tanımlamasını genellikle kendi sisteminizde (&ouml;rneğin bir Debian Linux sanal sunucusunda - VPS) yaparsınız.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>Gmail neden son yıllarda e-postalar &uuml;zerindeki denetimlerini sıkılaştırdı?</strong><br />
Gmail gibi e-posta kuruluşlarının bu kuralları getirmelerinin ana nedeni, gereksiz tanıtım e-postaları g&ouml;nderen dolandırıcıları engellemek i&ccedil;indir. Bu dolandırıcıların &ccedil;oğu sanki e-posta tanınmış bir kuruluştan geliyormuş gibi g&ouml;nderirler.</p><p>Ancak &ouml;rneğin esenola.com i&ccedil;in DNS tanımlamalarında hem IPv4 hem de IPv6 i&ccedil;in A/AAAA belgeleri tanımlanır:</p><p>A&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; @&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 37.97.196.161<br />
AAAA&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; @&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2a01:7c8:aac2:2a3:756c:d1d4:53d9:18a&ccedil;</p><p>hem de barınma sağlayıcı aray&uuml;z&uuml; ile PTR belgeleri tanımlanırsa:<br />
37.97.196.161&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; mail.esenola.com<br />
2a01:7c8:aac2:2a3:756c:d1d4:53d9:18a&ccedil; mail.esenola.com</p><p>O zaman, Gmail esenola.com sitesinden g&ouml;nderildiğini s&ouml;yleyen bir ileti aldığında o iletinin ger&ccedil;ekten eşenola.com&#39;dan gelip gelmediğini yoklamak i&ccedil;in:<br />
1- Ad sunucusundan esenola.com&#39;un IPv4, IPv6 bulunaklarını alacak, onları e-postanın i&ccedil;indeki İP bulunakları ile eşleşip eşleşmediğine bakacak.<br />
2- E-postanın i&ccedil;indeki İP bulunağının, PTR belgesindeki Genelag alan adı ile uyuşup uyuşmadığına bakacak.</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>Germencikli</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/9510/eski-telefondan-yeni-telefona-whatsapp-aktarimi</guid>
	<pubDate>Wed, 08 Jun 2022 18:12:26 +0200</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/9510/eski-telefondan-yeni-telefona-whatsapp-aktarimi</link>
	<title><![CDATA[Eski telefondan yeni telefona WhatsApp aktarımı]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Android İşletim Sistemini kullanan telefonlar i&ccedil;in bunun birka&ccedil; y&ouml;ntemi var:</p><p>1- Google Drive aracılığı ile</p><p>Bunun i&ccedil;in &ouml;ncelikle Google Drive&#39;da yerinizin olması gerekiyor. Android telefonunuz varsa, bir Google kullanıcı adı almış olmalısınız (&ouml;rneğin bir gmail adresi oluşturarak). O kullanıcı adı ile Google Drive&#39;a giderek bir yer alabilirsiniz. Belli bir sığaya dek bedelsiz alınabiliniyor.</p><p>Sonra eski telefonunuzda WhatsApp uygulamasını başlatın. Uygulamada &#39;Ayarlar&#39;a gidip &#39;Sohbetler&#39;i tıklatın. Gelen y&uuml;zlemde &#39;Sohbet Yedeği&#39;ni tıklatıp, yeni y&uuml;zlemde &#39;Son Yedekleme&#39;nin altındaki &#39;YEDEKLE&#39; d&uuml;ğmesine basın.</p><p>Daha sonra yeni telefona gidip, WhatsApp&#39;ı y&uuml;kleyin. Uygulamayı başlatın. Size telefon numarası, doğrulama vb sorduktan sonra, Google Drive&#39;dan yedekleri indirip indirmeyeceğinizi sorduğunda, oradan yedekleri y&uuml;kleyin. Eski telefondaki t&uuml;m iletiler, yeni telefona b&ouml;ylece aktarılmış oldu...</p><p>2- Bir bilgisayara elle kopyalama aracılığı ile:</p><p>Eski Android telefonunuzu bilgisayarınıza bir kabla aracılığı ile bağlayın. Blgisayarınızın dosya gezgini ile eski telefonunuzun whatsApp dizinini g&ouml;r&uuml;p, bilgisayarınıza kopyalayın. B&ouml;ylelikle telefonunuzdaki whatsApp dizininin bir yedeğini bilgisayarınızda elle oluşturmuş oldunuz.</p><p>Yeni telefonunuza gidin. WhatsApp&#39;ı y&uuml;kleyin ama a&ccedil;MAyın! Sonra yeni telefonunuzu yine bir ara kablosu aracılığı ile bilgisayarınıza bağlayın. Yedeğini almış olduğunuz whatsApp dizinini yeni telefonunuza kopyalayın.</p><p>Sonra yeni telefonunuzdaki uygulamayı başlattığınızda size telefon numaranızı vb sorduktan sonra, uygulama yerel yedeği bulup, o yedekten y&uuml;kleyip y&uuml;klemek istemediğinizi soracaktır. Onaylayıp y&uuml;klediğinizde, eski telefonunuzdaki t&uuml;m iletiler yeni telefona aktarılmış olacaktır...</p><p><span style="text-decoration: underline;">WhatsApp dizini Android telefonunuzda nerede saklanır?</span></p><p>Android&#39;in değişik s&uuml;r&uuml;mlerinde WhatsApp dizini değişik yerlerde bulunur. &Ouml;rneğin Samsung Galaxy S7&#39;de (Android 6.0 kullanır), WhatsApp ana dizindedir (WhatsApp). Oysa Samsung Galaxy S10&#39;da ise bulunduğu yer Android/media/com.whatsapp/WhatsApp&#39;dır.</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>Germencikli</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/9509/zeytin-agaclarinda-pamuklu-bit-ile-savasim</guid>
	<pubDate>Thu, 05 May 2022 14:18:54 +0200</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/9509/zeytin-agaclarinda-pamuklu-bit-ile-savasim</link>
	<title><![CDATA[Zeytin ağaçlarında pamuklu bit ile savaşım]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Zeytin ağa&ccedil;larında tomurcuklanma d&ouml;neminde (genelde Nisan, Mayıs aylarında) g&ouml;r&uuml;len pamuklu bit ile savaşım i&ccedil;in hangi ilacı kullanmalı? <a href="https://bku.tarimorman.gov.tr/Kullanim/TavsiyeArama">TC Tarım ve Orman Bakanlığı sitesinde</a> T&uuml;rkiye&#39;de bu konuda belgeli, satışına izin verilen ila&ccedil;ların listesi var.</p><p>Zeytin pamuklu biti genelde Latince adı ile &#39;Euphyllura spp&#39; olarak ge&ccedil;iyor. Bunun, Euphyllura <span><span> <span>phillyreae,</span><span> </span></span></span>Euphyllura <span> </span>straminea, Euphyllura&nbsp;olivina vb gibi t&uuml;rleri var. 2016 Yılında yapılan &#39;Zeytin pamuklubiti (Euphyllura spp., Hemiptera: Psyllidae) t&uuml;rlerinin İzmir ve Aydın illerinde&nbsp; yayılışı ve bulaşıklık oranları&#39; adlıbir araştırmaya g&ouml;re T&uuml;rkiye&#39;de en yaygın t&uuml;rleri ise Euphyllura <span><span> <span>phillyreae </span><span>ile </span></span></span>Euphyllura <span> </span>straminea<span>. </span></p><p><span>TC Tarım ve Orman Bakanlığı&#39;nın sitesindeki ila&ccedil;ların etken maddelerine baktığınızda, iki ayrı etken madde &ouml;ne &ccedil;ıkıyor:</span></p><ul>
	<li>Lambda-cyhalothrin</li>
	<li>Dimethoate</li>
</ul><p>Dimethoate adlı etken madde ile &uuml;retilen tarım &uuml;r&uuml;nlerini Avrupa, Rusya, Suudi Arabistan &uuml;lkeleri ge&ccedil;mişte geri &ccedil;evirmişler. Bu etken maddenin yasaklanacağı, 2022&#39;den sonra &uuml;retilmeyeceği s&ouml;yleniyor.</p><p>Sonu&ccedil;ta her ikisi de sonu&ccedil;ta zehir, &uuml;stelik Dimethoate i&ccedil;eren ila&ccedil;ların daha etkin oldukları s&ouml;yleniyor, ancak &quot;daha az&quot; zararlı olduğu s&ouml;ylenen Lambda-cyhalothrin adlı etken maddeyi i&ccedil;eren ila&ccedil;ları yeğlemekte yarar var.</p><p>Bunlara ek olarak, Tarım ilacı satan yerlerde ender de olsa, yasaklanmış i&ccedil;erikleri olan bazı tarım ila&ccedil;larının olduğu zaman zaman kulağa geliyor. &Ouml;rnepin Cyfluthrin gibi. Bunları kesinlikle almamalıyız. Şu anda yasaklı etken maddelerin listesine, yine Tarım ve Orman Bakanlığı&#39;nın sitesinden ulaşabiliriz:<a href="https://www.tarimorman.gov.tr/Konu/934/Yasaklanan-Bitki-Koruma-Urunleri-Aktif-Madde-Listesi"> Yasaklı etken maddeler</a>. Unutmayalım, her ne denli Dimethoate daha o listede olmasa da bu yıldan sonra ekleneceği s&ouml;yleniyor.</p><p>İla&ccedil;ların Kaps&uuml;l etkili ya da Doğrudan etkili t&uuml;rleri var. Kaps&uuml;l etkili olanları (genellikle &uuml;r&uuml;n tanımında &quot;CS1 oluyor) biraz daha pahalı olsalar da, zaman i&ccedil;ine yayılarak etki g&ouml;sterdikleri i&ccedil;in daha uzun s&uuml;re etkili oluyorlar. Her durumda 15 g&uuml;nde bir durumun gidişine bakarak ila&ccedil;lama yinelenebilir ancak bu konuda her zaman ilacın kılavuzunu okumak, ona g&ouml;re kullanmak zorunlu.</p><p>İla&ccedil; markası olarak, yine TC Tarım ve Orman Bakanlığı&#39;nın sitesine başvurulabilir. Sitede arama olarak &quot;Zeytin pamuklu bit&quot; girildiğinde se&ccedil;enekler &ccedil;ıkıyor. İlgili sayfaya burayı <a href="https://bku.tarimorman.gov.tr/Kullanim/TavsiyeArama"><strong>tıklayarak</strong></a> ya da Kaynaklar&#39;dan erişebilirsiniz. Her nedense, bakanlığın sitesinde pamuklu bit t&uuml;r&uuml; olarak yalnızca genel olarak &#39;Euphyllura spp&#39; ya da bir araştırmaya g&ouml;re T&uuml;rkiye&#39;de g&ouml;r&uuml;lmeyen Euphyllura&nbsp;olivina listeleniyor...</p><p>Herhangi soruda, &uuml;retici kuruluşlar aranabilir. Ne yazık ki bazı kuruluşların bilgi alma telefonları ya yanıtlanmıyor ya da yanıtlanıp m&uuml;ziğe bağlanıyor. Aranan 3 kuruluştan yalnızca bir tanesi telefonu yanıtladı, ayrıca &uuml;r&uuml;nleri &uuml;zerine &ccedil;ok ayrıntılı bilgi verdi. İyi bilgi veren bu &uuml;retici kuruluş, biraz daha kurumsal, yurtdışına &ccedil;ok satış yapan yerli bir kuruluştu.</p><p><strong>Kaynaklar:</strong></p><ul>
	<li>TC Tarım ve Orman Bakanlığı, bitki hastalıkları i&ccedil;in ila&ccedil; arama y&uuml;zlemi: https://bku.tarimorman.gov.tr/Kullanim/TavsiyeArama</li>
	<li>TC Tarım ve Orman Bakanlığı Yasaklanan Bitki Koruma &Uuml;r&uuml;nleri Aktif Madde Listesi: https://www.tarimorman.gov.tr/Konu/934/Yasaklanan-Bitki-Koruma-Urunleri-Aktif-Madde-Listesi</li>
	<li>Araştırma: Zeytin pamuklubiti (Euphyllura spp., Hemiptera: Psyllidae) t&uuml;rlerinin İzmir ve Aydın illerinde yayılışı ve bulaşıklık oranları - Serkan KAPTAN, T&uuml;lin AKŞİT, Malkie SPODEK.&nbsp;https://www.researchgate.net/publication/336143101_Zeytin_pamuklubiti_Euphyllura_spp_Hemiptera_Psyllidae_turlerinin_Izmir_ve_Aydin_illerinde_yayilisi_ve_bulasiklik_oranlari</li>
</ul>]]></description>
	<dc:creator>Sinan</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/9506/yabanci-bayrakli-tekne-teknenizi-polonya-bayragina-ya-da-baska-avrupa-birligi-bayragina-gecirmenin-riskleri</guid>
	<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 12:16:06 +0200</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/9506/yabanci-bayrakli-tekne-teknenizi-polonya-bayragina-ya-da-baska-avrupa-birligi-bayragina-gecirmenin-riskleri</link>
	<title><![CDATA[Yabancı bayraklı tekne: Teknenizi Polonya Bayrağına ya da başka Avrupa Birliği bayrağına geçirmenin riskleri]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p><span dir="auto">Bug&uuml;nlerde &ouml;zellikle &ccedil;evrimi&ccedil;i yayınlarda &quot;Teknenizi Polonya bayrağına yazdırın&quot; vb gibi tanıtımlar &ccedil;ıkıyor. &Ccedil;ok ucuz, &ccedil;ok kolay g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. Tanıtımlarda işlemin yalnızca birka&ccedil; g&uuml;n aldığı, &ouml;denen 500 Avro dolayındaki bedelin de bir kere &ouml;dendiği, her yıl vb gibi başka &ouml;demenin olmadığı yazılıyor. </span></p><p>&Ccedil;ıkan tanıtımlar yalnızca Polonya bayrağı i&ccedil;in değil, &ouml;teki bazı Avrupa Birliği (AB) &uuml;lkeleri i&ccedil;in de sık sık &ccedil;ıkıyor.</p><p>Ancak, ger&ccedil;ekten Polonya (ya da herhangi bir AB) bayrağına ge&ccedil;iş bu denli kolay, bu denli sorunsuz mu?</p><p>Bu işte &ouml;nemli olası tuzaklar var. &Ouml;rneğin bir teknenin bir AB &uuml;lkesinin bayrağını taşıması demek, o teknenin AB&#39;de &uuml;retilmiş ya da AB&#39;ye dışalımının yapılmış olması demek. Başka deyişle o tekne artık bir AB &uuml;lkesinin teknesi oluyor. Bu da şu demek: AB &uuml;lkelerinde satılan her &uuml;r&uuml;n&uuml;n Katma Değer Vergisi&#39;nin (KDV) &ouml;denmiş olması gerekiyor. AB &uuml;lkelerinde KDV oranları her &uuml;r&uuml;n k&uuml;mesi i&ccedil;in &uuml;lkeden &uuml;lkeye değişir. &Ouml;rneğin A &uuml;lkesinde %20 olan oran, B &uuml;lkesinde %24 olabilir.</p><p>Polonya Bayrağı&#39;na tekne yazdırma işini &ouml;rnek alırsak, bu işin aracılığını yapan kuruluşların koşullarını ayrıntılı okumakta yarar var. B&uuml;y&uuml;k olasılıkla İnternet sitelerinde her t&uuml;rl&uuml; ayrıntı olmayacaktır. Dolayısı ile, onlara yazdırma bedelini yatırıp para aktarmadan &ouml;nce, onamanız gerek s&ouml;zleşmeyi kendilerinden istemekte, gelen s&ouml;zleşme &ouml;rneğini de iyi okuyup anlamakta yarar var.</p><p><span dir="auto">Bu aracılardan birisinin sitesinde bir yerlere sıkıştırılmış ek bilgileri arayıp bulduğunuzda &ouml;rneğin ş&ouml;ye bir yazı var: &quot;Polonya yetkilileri, bayrak yazılması sırasında KDV&#39;nin &ouml;denip &ouml;denmediği bilgisini sormazlar. Ancak bu sizin KDV &ouml;deme y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nden kurtarMAZ. Her tekne sahibi vergisel y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;klerini yerine getirmekle sorumludur&quot;.</span></p><p><span dir="auto">Bu şu anlama geliyor: Bug&uuml;n Polonyalı yetkililer sormuyor diye, yarın sormayacakları anlamına gelmiyor. Yarın bu Polonyalı teknelerin sayısı artmaya başladığında AB Polonya&#39;ya baskı yaparsa, Polonya y&ouml;netimi de size bir ileti g&ouml;nderip &quot;bana AB KDV belgesini g&ouml;nderin&quot; diyebilir. Belli bir s&uuml;re i&ccedil;inde g&ouml;ndermezseniz vergi ka&ccedil;ıran kişi durumuna d&uuml;şebilirsiniz. </span></p><p><span dir="auto">Bu arada Polonya&#39;daki standart KDV oranı %23. Orası T&uuml;rkiye değil, tekneler i&ccedil;in daha az olacağını sanmıyorum. </span></p><p><span dir="auto">Bu olasılık, iyi olasılık. Hemen &quot;ben artık oynamıyorum&quot;, deyip teknenizi başka bir &uuml;lkenin bayrağına ge&ccedil;irmeyi deneyebilirsiniz. Ancak bu iyi olasılığın da k&ouml;t&uuml; bir bileşeni var. Olur da, &#39;AB KDV belgesini belli s&uuml;rede g&ouml;stermediniz&#39; diye AB peşinizi bırakmaz, sizi vergi ka&ccedil;ıranlar listesine sokarsa (oralarda vergi ka&ccedil;ıranlara af &ccedil;ıkmaz. &quot;Gavurluklarına&quot; verin), herhangi bir AB &uuml;lkesine gittiğinizde &uuml;zerinize &ccedil;ullanırlar.</span></p><p><span dir="auto">K&ouml;t&uuml; olan olasılıkta ise, ortalıkta Polonya bayraklı tekneler artınca, diyelim Yunan, İspanyol, İtalyan yetkililer denetimleri arttırırlar. &Ouml;rneğin siz İstank&ouml;y&#39;de, Sisam&#39;da bir koyda g&uuml;zel g&uuml;zel dururken, Yunan Kıyı G&uuml;venlik botu gelip denetlerse, &quot;ufak&quot; bir fatura &ccedil;ıkarırlar. KDV artı yaptırım. T&uuml;m AB &uuml;lkeleri kıyılarında dolaşırken b&ouml;yle bir olasılık sizi izleyecek.</span><span dir="auto"> </span></p><p><span dir="auto">İşin &ouml;zeti: o k&ouml;t&uuml; durum olduğunda, başta &quot;kanka sen kaygılanma bizim yetkililer KDV belgesi sormuyor&quot; diyen o Polonya bayrağı satan aracıları aradığınızda -olur da kendilerine ulaşabilirseniz-, size &quot;bak ben burada yazmıştım&quot;. &quot;Genelde sormuyorlar demek, hi&ccedil; sormayacakları demek değil&quot; yanıtını alacaksınız.</span></p><p><span dir="auto">Bunları bilmekte yarar var.</span></p>]]></description>
	<dc:creator>Ercan</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/9482/poezie-van-nederlandse-dichter-wilbert-cornelissen-gepubliceerd-in-het-turks</guid>
	<pubDate>Thu, 28 Jan 2021 00:00:30 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/9482/poezie-van-nederlandse-dichter-wilbert-cornelissen-gepubliceerd-in-het-turks</link>
	<title><![CDATA[Poëzie van Nederlandse dichter Wilbert Cornelissen gepubliceerd in het Turks]]></title>
	<description><![CDATA[<p><span lang="nl"><span><span>De geselecteerde gedichten van de Nederlandse dichter en denker Wilbert Cornelissen werden in het Turks vertaald en gepubliceerd in Varlık Literatuur tijdschrift - een van de oudste in Turkije. </span></span></span></p><p><span lang="nl"><span><span>De publicatie<a href="https://www.varlik.com.tr/dergiDetay.aspx?dergiID=316"><strong> Varlık van november 2020 </strong></a>bevatte ook een artikel van de Turkse dichter Haydar Erg&uuml;len over de po&euml;zie van Cornelissen en een artikel van Marjan Broers, de weduwe van Cornelissen. </span></span></span><span lang="nl"><span><span>De gedichten zijn vertaald door Arma</span></span></span><span lang="nl"><span><span>ğan Ekici.</span></span></span></p><p><span lang="nl"><span><span>De gedichten van Cornelissen werden in 2018 uitgegeven door uitgeverij De Arbeiderspers in Amsterdam onder de naam &#39;<a href="https://www.singeluitgeverijen.nl/de-arbeiderspers/boek/elke-dag-een-proefsleuven/">Elke dag een / Proefsleuven&#39; (ISBN: 9789029525817)</a>. </span></span></span></p><p><span lang="nl"><span><span>De vertaling van de po&euml;zie was gesteunt door het Nederlands Letterenfonds. Het Nederlandse consulaat in Istanbul </span></span></span><span lang="nl"><span><span>was behulpzaam en </span></span></span><span lang="nl"><span><span>zorgde voor de nodige contacten.&nbsp;</span></span></span></p><p><span lang="nl"><span><span>De Nederlandse ambassade in Ankara was een andere verhaal</span></span></span>. <span lang="nl"><span><span>Hoewel ze vooraf via een vriend over het project waren ge&iuml;nformeerd, namen ze onze telefoontjes niet aan en belden ze ons ook niet terug.</span></span> <span><span>Het voelde als een boycot.</span></span> <span><span>Misschien laten ze persoonlijke antipathie&euml;n de uitvoering van hun taken belemmeren.</span></span> <span><span>Uiteindelijk was dit geen persoonlijk project.</span></span> <span><span>Het was een literatuurcontact tussen Nederland en Turkije.</span></span> <span><span>Ze deden gewoon hun werk niet.</span></span><span><span> Ik had gedacht dat zoiets niet zou gebeuren in Nederlandse instellingen (</span></span><span><span>Als het inderdaad de reden was zoals ik denk, en niet alleen gewoon traagheid was).</span></span></span></p>]]></description>
	<dc:creator>Sinan</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/9465/cep-telefonundan-youtubea-nasil-vidyo-yuklenir</guid>
	<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 10:55:39 +0200</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/9465/cep-telefonundan-youtubea-nasil-vidyo-yuklenir</link>
	<title><![CDATA[Cep telefonundan Youtube&#039;a nasil vidyo yüklenir?]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Cep (mobil) telefonunuzdan ya da tabletinizden youtube&#39;a vidyo y&uuml;klemek sandığınızdan daha kolay. Aşağıdaki adımları uygulayın:</p><p><strong>Android Aygıtları</strong></p><p>Android İşletim sistemini Google geliştirmiştir. Satıştaki telefonların (iOS kullanan Apple telefonları dışında) &ccedil;oğu Android işletim sistemini kullanır.</p><p>Adımlar:</p><p>1- Youtube uygulaması aygıtınızda (cep telefonunuz ya da tabletiniz) y&uuml;kl&uuml; m&uuml;? Y&uuml;kl&uuml; değilse, aygıtınızdaki PlayStore uygulaması aracılığı ile y&uuml;kleyin.</p><p>Bunun i&ccedil;in Google sizin bir Google (gmail hesabı) kullanıcısı olmanızı zorunlu kılar. Ama Android aygıtınız varsa, başka uygulamaları &ouml;nceden y&uuml;klediyseniz, &ccedil;oktan vardır Google kullanıcı adınız. Onu kullanın Youtube uygulamasını y&uuml;klemek i&ccedil;in.&nbsp;</p><p>2- Y&uuml;klemek istediğiniz vidyoya gidin, onu oynatmaya başlatın (bunu genelde Galeri uygulamasından yaparsınız).</p><p>3- Vidyo oynarken altta &quot;Paylaş&quot; simgesi g&ouml;receksiniz. Ona tıklayın. &Ccedil;ıkan uygulama listesini g&ouml;receksiniz (whatsApp, Instagram vb) bunlar arasında Youtube&#39;u bulun, &uuml;zerine tıklayın.</p><p>4- &Ccedil;ıkan Youtube y&uuml;zleminde (ekranında) gerekli bilgileri (başlık, a&ccedil;ıklama vb) doldurun. En sonunda da &quot;Y&uuml;kle&quot;ye basın.</p><p>5- Vidyonuzun Youtube&#39;a y&uuml;klenme işlemi başladı. Youtube size y&uuml;kleme işleminin durumu konusunda bilgi verecektir. Y&uuml;kleme işlemi tamamlandığında artık vidyonuz Youtube&#39;da olacak!</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>Germencikli</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/6852/orhan-velinin-bavulu</guid>
	<pubDate>Sat, 19 Dec 2015 09:46:52 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/6852/orhan-velinin-bavulu</link>
	<title><![CDATA[orhan veli&#039;nin bavulu]]></title>
	<description><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><b>Orhan Veli&#39;nin bavulu</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">Hi&ccedil; g&ouml;rmedim ama Orhan Veli&#39;nin elinde bavuluyla bir fotoğrafı mutlaka vardır. Pard&ouml;s&uuml;l&uuml; adamın bavulu da vardır. B&ouml;yle bir fransız s&ouml;z&uuml; duymadım. Orhan Veli&#39;nin yalnızca fransızca bilmesinden değil, daha &ccedil;ok siyahbeyaz filmlerde &#39;dalgacı mahmut&#39;u oynayacak bir tip olmasından geliyor bu fransız yakıştırması. Yoksa beni şu kadar ilgilendirmez, t&uuml;rk olmuş, fransız olmuş, şair olsun, sokaktan ge&ccedil;sin, ıslık &ccedil;alsın, havada bulut desin, yeter.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&Uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n i&ccedil;inde en uzunları Orhan Veli. Uzun uzun yaşamaya, giden gemilerin ardından bakakalmaya, eskiler alıp yıldızlar yapmaya, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; boyamaya, Urumeli Hisar&#39;ında oturmaya, Galata&#39;ya dadanmaya vakti olmasa da, rivayet sanılmasın, sokakları da en uzunboylu yaşayan, g&ouml;ren, seven odur.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Beh&ccedil;et Necatigil evlerin şairiyse, Orhan Veli de sokakların şairidir. Necatigil &#39;evlerin hali&#39;ni yazdı, Orhan Veli sokakların halini. Sık&ccedil;a arkakapak yazısı yazmama karşın neredeyse kapak arkalarını hi&ccedil; okumam derken, Orhan Veli <i>B&uuml;t&uuml;n Şiirleri </i><span style="font-style: normal;">(yky) kitabını elime alır almaz g&ouml;rd&uuml;m ki ustalar onun &#39;sokak &ccedil;ocuğu&#39; olduğunda &ccedil;oktan birleşmişler.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">Cemal S&uuml;reya &ldquo;Şiire kasket giydirdi, sivilleştirdi onu&rdquo; derken, &#39;sivil şair&#39; Ece Ayhan da &ldquo;Her t&uuml;mce bir yana, a&ccedil;ık havanın ozanıdır Orhan Veli her anlamda. Caddeler genişledi, kitaplar inceldi...&rdquo; diye s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor. Biz de buna &#39;şiiri sokağa d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;&#39; c&uuml;mlesini eklesek, sokak herhalde sevinir.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Sokağı sevindirmek, sokağın sevindirmesi, sokakla sevinmek. Şiirin ilk sokağa d&uuml;şmesi değildi bu. 1940&#39;a, Orhan Veli&#39;ye ve sokak arkadaşları Melih Cevdet Anday ile Oktay Rifat&#39;a gelinceye dek, bir ka&ccedil; kez sokağa d&uuml;şm&uuml;şt&uuml; şiir. D&uuml;şm&uuml;şt&uuml; ama, Necatigil&#39;in &ldquo;</span><i>&Ccedil;oklarından d&uuml;ş&uuml;yor da bunca/ G&ouml;rm&uuml;yor gelip ge&ccedil;enler/Eğilip alıyorum/Solgun bir g&uuml;l oluyor dokununca&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">dediği &#39;solgun bir g&uuml;l&#39; gibi kalmıştı sokakta şiir ve eğilip alan, y&uuml;z&uuml;ne bakan, okuyan da pek olmuyordu. Kim bilir belki de şiirin sokakta olabileceğine, g&ouml;r&uuml;lebileceğine ihtimal vermiyordu kimse.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Zira o yıllarda şiiri sokağa ilk d&uuml;ş&uuml;ren ve aslında şiire Orhan Veli&#39;den &ouml;nce kızıl bir kasket giydiren </span><i>&ldquo;bu memleketin en yavuz evladı&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> Nazım Hikmet ya mapus damında oluyordu, ya Sovyetler Birliği&#39;nde ya da evsiz, damsız, yurtsuz bir ka&ccedil;ak olarak yıldızların altında...Ve onun sokağında yalnızca iş&ccedil;ilerin oturduğu sanılıyordu, oysa </span><i>Memleketimden İnsan Manzaraları</i><span style="font-style: normal;"> başlığıyla yazdığı destanda tren memleketin b&uuml;t&uuml;n mahallelerinden, sokaklarından ge&ccedil;iyordu. Ama işte o kırmızı kasket yok mu, seveni sevmeyeni onu şiirin kafasına ge&ccedil;irince olan oluyordu. Okuyanları sokağa d&uuml;ş&uuml;rememişti ama olsun evin kapısını aralamış, sokağı g&ouml;stermişti ya. Bu kadarı bile iyiydi o g&uuml;nlerde bana kalırsa.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">Nazım Hikmet&#39;in araladığı kapıdan &ldquo;Garip&rdquo; &ccedil;ıktı, sanırım ilk &ccedil;ıkan da Orhan Veli oldu. Oktay Rifat o sıralarda hazırlık yapıyordu. Evi sokağa, odaları temiz havaya a&ccedil;maya, tanıştırmaya hazırlanıyordu. Yıllar sonra bu yaptıklarının bir &#39;havalandırma&#39; hareketi olduğunu s&ouml;yleyecektir. &Uuml;&ccedil; arkadaşın şiirleri nereye yazılmıştır? Sokağa yazılmıştır elbette. Hem sokak dururken şiir başka yere yazılır mı hi&ccedil;?</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">D&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n iş&ccedil;ileri ya da ezilenleri hen&uuml;z birleşemese de, d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n şiirleri birleşmiştir. Şimdi coşkuyla, sevin&ccedil;le s&ouml;ylemenin tam yeridir. Ne diyordu Cemal S&uuml;reya, &ldquo;</span><i>hi&ccedil;bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka&rdquo;.</i><span style="font-style: normal;"> Biz bunu bir sevin&ccedil; s&ouml;z&uuml; olarak okuyacağımıza, hem kendimizi hem Cemal abiyi &uuml;z&uuml;yorduk. Bence o tam da Nazım Hikmet&#39;in araladığı, Orhan Veli&#39;nin a&ccedil;tığı sokağın şiirini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in yazıyordu bunu. D&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n şiirlerinin akıp giden bir sokağa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;</span></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">anladığı ve onun ortasında yaşadığı i&ccedil;in yazıyordu.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">Diyecekler ki bu solcular da ne kadar tuhaf, bir Gezi bulmuşlar, getirip her şeyi oraya bağlıyorlar! Solcuların tuhaf olduğu doğru, hatta şu c&uuml;mleyi bile tuhaf bulabilirsiniz. Adını bu yazıda anmak istemediğim, ne sosyalist ne dindar, yalnızca nasipsiz diyebileceğim bir şair, eski zamanların birinde &ldquo;İkinci Yeni T&uuml;rk şiirinin en b&uuml;y&uuml;k kalkışmasıdır&rdquo; demişti. Ben şimdi &ldquo;Gezi, T&uuml;rk şiirinin en sıkı kalkışmasıdır&rdquo;a &ccedil;eviriyorum ve şiirin bir sokak hareketi olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorum.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&Ouml;yle olmasa Orhan Veli elinde bavuluyla yola d&uuml;şer miydi?</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal;"><b>haydar erg&uuml;len</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>haydar ergülen</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/6136/trende-yasamak</guid>
	<pubDate>Thu, 29 Oct 2015 20:40:38 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/6136/trende-yasamak</link>
	<title><![CDATA[trende yaşamak]]></title>
	<description><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><b>Tren Yazıları</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><b>Trende yaşamak </b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-weight: normal;">Gazetede g&ouml;rd&uuml;m. Ş&uuml;k&uuml;rler olsun ki ben hala gazete okuyanlardanım. Hala gazete okuyanlar trene de binerler, belki de en &ccedil;ok trene binenler onlardır, en &ccedil;ok &ccedil;ay i&ccedil;enler, &ccedil;ayı artık &ccedil;oooook zamandır şekersiz i&ccedil;enler...&#39;Kategorize&#39; etmeyelim şimdi, &ouml;yle ya kahveyi sade i&ccedil;enler gibi orta ya da az şekerli i&ccedil;enlere de yalışır doğrusu tren yolculuğu.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Tren yolcusu olmak g&uuml;zel elbette, peki ya hi&ccedil; trende yaşmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;? Nasıl olurdu acaba?</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-weight: normal;">Kimbilir belikGazetede g&ouml;rd&uuml;m işte, oluyormuş. Gen&ccedil; bir kadın, Almanya&#39;da, hem ev kirasından bıkmış hem de ev sahibiyle yaşadığı gerilimden. Artık bu fikir nereden geldiyse aklına, trende yaşamaya karar vermiş. Haberi okuduğumda 1 aydır yaşıyordu trende. Leonie M&uuml;ller, &ouml;nce &uuml;lkedeki t&uuml;m trenlerde konaklamaya izin veren 1 aylık bir bilet almış, sonra da ver elini...</span></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Ver elini dedim ama, onun derdi bir yere ulaşmak değil, tam tersine orada yaşamak. B&ouml;ylece başlamış tren ser&uuml;veni. Okul &ouml;devlerini kompartımanda yapıyormuş, duşunu trende alıyormuş, akşam yemeğini de 190 km hızla giden aynı trende yiyormuş. Evinden &ccedil;ıktığından beri, daha &ouml;nce hi&ccedil; hissetmediği bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k duygusu yaşadığını da s&ouml;yl&uuml;yor M&uuml;ller. Hem trende kendisini sahiden evindeymiş gibi hissediyor, hem b&ouml;ylece pek &ccedil;ok şehir g&ouml;rebiliyor, arkadaşlarını da daha sık ziyaret edebiliyormuş.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&ldquo;<span style="font-weight: normal;">İnsanların alışkanlıklarını ve normal olarak g&ouml;rd&uuml;kleri şeyleri sorgulamalarını istiyorum. Her zaman sanılandan daha &ccedil;ok olanak var. Bir sonraki ser&uuml;ven bizi bir yerde bekliyor, tabii bulmak istiyorsanız.&rdquo; diyor. Kendini bir t&uuml;r sosyal deneye tabi tuttuğunu da belirten &uuml;niversiteli &ouml;ğrenci, bu yaşama bi&ccedil;imini akademik &ccedil;alışmasında da konu olarak işleyecekmiş.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Trendeyken giysilerinin ve gerekli eşyasının bulunduğu k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir sırt &ccedil;antası taşıyor, giysilerini annesinin ve erkek arkadaşının evinde yıkıyor. Trende yaşamaya başladıktan sonra para biriktirmeye de başlamış. 23 yaşındaki &ouml;ğrenci 1 yıl bu şekilde yaşamayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yormuş.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Ona hem iyi yolculuklar hem de iyi yaşamalar diyelim. &Ouml;m&uuml;rboyu olur mu bilmiyorum ama, zaman zamanan trenlerde yaşamak iyi bir d&uuml;ş&uuml;nce. B&ouml;ylece trenle insanın doğal yakınlığı da kendiliğinden ortaya &ccedil;ıkmış oluyor. Herhalde u&ccedil;aklarda yaşamayı d&uuml;ş&uuml;nen yoktur. Otob&uuml;slerde de &ouml;yle. Belki bu konuda trene en yakın ara&ccedil; ya da ev diyelim, gemidir. Tabii kuşetli, yataklı trenler de var, &Ccedil;in&#39;den, Moğolistan &ccedil;&ouml;llerinden Sibirya&#39;nın soğuğuna ve neredeyse bilinmeyen şehirlerine kadar sızan Transsibirya Ekspresi&#39;ni de unutmamak gerek. İnsana &ldquo;ah o gemide ben de olsaydım!&rdquo; duygusunun aynısını bu ekspres i&ccedil;in de yaşatan bir g&uuml;zergahı var &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Kimbilir belki birg&uuml;n Transsibirya seferine &ccedil;ıkmış bir seferi olarak &ouml;yle bir yazı da yazarım.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Ne yalan s&ouml;ylemeli, şimdi evi de yolu da ve ne yazık ki &ccedil;oğu zaman mezarı da Akdeniz ve Ege Denizi olan g&ouml;&ccedil;menleri g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e, duyduk&ccedil;a, yola, yolculuğa, trene, vapura, u&ccedil;ağa dair yazılar yazmak da biraz l&uuml;ks biraz da ağır geliyor. Canyeleği ve cansimidini ellerinde oyuncak gibi sevin&ccedil;le taşıyan k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k &ccedil;ocukları g&ouml;r&uuml;nce insanlığımdan ve yaşadığımdan utanıyorum.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><b>haydar erg&uuml;len&nbsp;</b></p>]]></description>
	<dc:creator>haydar ergülen</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/6135/yasar-kemal</guid>
	<pubDate>Thu, 29 Oct 2015 20:38:12 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/6135/yasar-kemal</link>
	<title><![CDATA[yaşar kemal]]></title>
	<description><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><b>Tuhafiye</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><b>&Ccedil;OK YAŞAR KEMAL</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">Neşet Ertaş i&ccedil;in &ldquo;Bozkırın Tezenesi&rdquo; demişti Yaşar Kemal. G&uuml;zel, doğru, unutulmaz demişti de, o bizim neyimiz, kimimiz acaba? &#39;Anadolu&#39;nun Destancısı&#39; mı, &#39;İnce Memed&#39; mi, yoksa Mahmut Temizy&uuml;rek&#39;in dediği gibi, &#39;Teleskoplu Destancı&#39;mız mı? &#39;Bizim Homeros&#39;umuz demem tuhaf ka&ccedil;abilir, Homeros da bizim değil mi denir? &Ouml;yleyse &#39;T&uuml;rk&ccedil;enin Homeros&#39;u&#39; diyelim. Belki de hep &#39;Aşık Kemal&#39;di, &ouml;ncesinde de sonra da. &#39;Koca &Ccedil;er&ccedil;i&#39; de sayılabilir, heybesinde acıdan sevince her şeyi taşıyan bir &ccedil;er&ccedil;i. En doğrusu onun kendine dair s&ouml;ylediği şeydir belki de, &#39;sevincin t&uuml;rk&uuml;c&uuml;s&uuml;&#39;d&uuml;r. Bir &#39;efsane&#39; elbette, yazdığı <i>Ağrı Dağı Efsanesi&#39;</i><span style="font-style: normal;">nden m&uuml;lhem T&uuml;rkiye diye ağrılı bir dağın efsanesi,</span><i> T&uuml;rkiye Dağı Efsanesi.</i></p><p style="margin-bottom: 0cm;">Pirin&ccedil; tarlalarında yıllarca &#39;su bek&ccedil;iliği&#39; yapmıştır. Bir dağı bekler gibi, doğayı, ağacı, ceylanları balıkları bekler gibi. Yuvasından, yurdundan kim atılsa, ha kuş ha Ermeni, yuvanın başka kuşa, başka kişiye hayretmeyeceğini s&ouml;yl&uuml;yor: &#39;Onlar kuş değil Ermeni&#39;. Orhan Veli &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde acısını nasıl gezdireceğini de bilemez, ister ki yer g&ouml;k c&uuml;mle cihan ağlasın Orhan Veli i&ccedil;in. Herkese s&ouml;yler bu acı haberi, kimse aldırmaz. Kadirli ona cehennem gibi gelir.<i> </i></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><i>İnce Memed</i>&#39;in yazılmasına da bir başka şair, Arif Dino vesile olur. Yaşar Kemal&#39;e &#39;&ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonuna kadar okuyasın&#39; diye &uuml;&ccedil; tane <i>Don Kişot</i><span style="font-style: normal;"> armağan eder. Don Kişot&#39;tan İnce Memed&#39;e, hayalg&uuml;c&uuml;nden direnmeye. İnce Memed bir &#39;mecbur insan&#39;dır. Yaşar Kemal de bir mecbur yazardır. Kavga etmeye, başkaldırmaya, direnmeye mecbur olanları yazmaya hem mecbur hem de memurdur. Niyesi olur mu? </span>O insanlar kurar &ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;nyayı ve yine g&uuml;n&uuml;n birinde o mecbur, &#39;o g&uuml;zel insanlar o g&uuml;zel atlara binip giderler.&#39; Gitmişlerdir.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Sonunda, o g&uuml;ne değin dolaylı olarak s&ouml;ylediklerini derler, toparlar, iki s&ouml;zc&uuml;ğe sığdırır ve &#39;zulm&uuml;n artsın!&#39; der. Onu &#39;Zilli Kurt&#39; yapmak isteyen devletin, sistemin oyunları hi&ccedil; bitmemiştir &ccedil;&uuml;nk&uuml;, biteceğe de benzemez. Devlet, k&ouml;yl&uuml;lerden &ouml;ğrendiği bir y&ouml;ntemle, hoşuna gitmeyen her insanın boynuna bir zil takıp bırakır adeta bozkıra. &#39;Kurtlukta d&uuml;şeni yemek kanundur&#39; s&ouml;z&uuml; de benzeri durumlar i&ccedil;in s&ouml;ylenmemiş miydi?</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Anadolu&#39;nun, şimdilerde esamesi okunmasa, h&uuml;km&uuml; kalmasa, hatta artık s&ouml;ylendiği zaman g&uuml;l&uuml;n&ccedil; ka&ccedil;sa da, bir zamanlar &#39;kavimler kapısı&#39; olduğu keder ve acıyla hatırlanır. Yaşar Kemal de sanki o zamanlardan kalma bir bilgedir ya da dediğine benzer bi&ccedil;imde &#39;bek&ccedil;i&#39;dir, &#39;kavimler kapısının bek&ccedil;isi&#39;, &#39;k&uuml;lt&uuml;rler, halklar, diller, renkler bek&ccedil;isi&#39;. Belki de hi&ccedil; uzatmamalı ve Yaşar Kemal &#39;Anadolu&#39;nun bek&ccedil;isi&#39;dir demeli.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&#39;Anadolu&#39;nun Bek&ccedil;isi&#39;dir ama ne yazık ki kendilerine akademisyen adı verilen ve &#39;kapıkulu&#39; olmaktan &ouml;teye ge&ccedil;emeyecek kimi &ccedil;apsızlar tarafından, kim hatırlar ki yarın onları, şu y&uuml;zkarası, s&ouml;zkarası ifadelere de maruz kalmaktan kurtulamamıştır: &ldquo;Yaşar Kemal&#39;in romanları gerek &uuml;slup ve T&uuml;rk&ccedil;e&#39;yi g&uuml;zel kullanma, gerekse i&ccedil;inde yaşadığı toplumun değerlerini benimseme ve yorumlama a&ccedil;ısından bir &ccedil;ok T&uuml;rk yazarının yazdığı romanların gerisindedir. Kendisinin yurti&ccedil;i ve yurtdışında sahip olduğu ş&ouml;hretini, onun edebi kişiliğinde değil, k&ouml;k&uuml; yıllara dayanan siyasi kamplaşmalarda bir edebiyat&ccedil;ı aydın misyonunu aşarak, m&uuml;frit bir tarafgir olmasında aramanın doğru olacağı kanaatindeyiz.&rdquo; Sağdan sola, soldan sağa, al da bayrağım d&uuml;şman &uuml;st&uuml;ne!</p><p style="margin-bottom: 0cm;">T&uuml;rk&ccedil;enin beylerinden, hem de u&ccedil;beylerinden birine, alanları edebiyat olan ve adlarının başında birtakım akademik unvanlar bulunan &#39;padişahım&ccedil;okyaşa&#39; korosunun dediklerine bak, daha doğrusu yediklerine bak, yedikleri naneye!</p><p style="margin-bottom: 0cm;">T&uuml;rk&ccedil;eyi g&uuml;zel kullanmak! T&uuml;rk&ccedil;e Yaşar Kemal&#39;in &ccedil;ocukluk arkadaşıdır adeta, birlikte b&uuml;y&uuml;m&uuml;şlerdir, sokak t&uuml;rk&ccedil;esi mi dersin ağa&ccedil; t&uuml;rk&ccedil;esi mi, dağ t&uuml;rk&ccedil;esi mi dersin ova t&uuml;rk&ccedil;esi mi, ikindi t&uuml;rk&ccedil;esi mi dersin gece t&uuml;rk&ccedil;esi mi, uyku t&uuml;rk&ccedil;esi mi dersin sevişme t&uuml;rk&ccedil;esi mi, &ccedil;ocuk t&uuml;rk&ccedil;esi mi, kadın t&uuml;rk&ccedil;esi, babaanne t&uuml;rk&ccedil;esi mi, ama en &ccedil;ok da arkadaşlık, kardeşlik, yoldaşlık t&uuml;rk&ccedil;esidir Yaşar Kemal&#39;in T&uuml;rk&ccedil;esi ve iki arkadaş gibi birbirlerini, severek, hayran olarak, olanak arıyarak, şaşarak, sevinerek zengin olmuşlardır. Yaşar Kemal T&uuml;rk&ccedil;eyle, T&uuml;rk&ccedil;e Yaşar Kemal&#39;le...</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Yaşadığı toplumun değerlerini benimseme ve yorumlama: Doğru, yazarın, sanat&ccedil;ının g&ouml;revi budur, &ouml;yle ya yaşadığı toplumun değerlerini benimseme, yayma, uygulama, yorumlama ve g&uuml;zelleştirme derneğidir &ccedil;&uuml;nk&uuml; yazar! Marquez&#39;den Dostoyevski&#39;ye, Kafka&#39;dan Faulkner&#39;a, Sartre&#39;dan Orhan Pamuk&#39;a kadar t&uuml;m b&uuml;y&uuml;k yazarlar da toplumla aynı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k olmamışlar mıdır zaten?</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Yurti&ccedil;i ve yurtdışında sahip olduğu ş&ouml;hrete gelince, elbette edebi kişiliğinin hi&ccedil;bir değeri, &ouml;nemi ve h&uuml;km&uuml; yoktur, &#39;m&uuml;frit bir tarafgir&#39; olduğu i&ccedil;in bunca tanınır, bilinir, sevilir Yaşar Kemal!</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Anadolu onun evidir, T&uuml;rk&ccedil;e ise sokağıdır. İ&ccedil;i masallar, destanlar ve ağıtlarla dolu bir evdir Anadolu ve Yaşar Kemal onu &ouml;yle i&ccedil;selleştirmiştir ki onun i&ccedil;li bir &ccedil;ocuğu olarak i&ccedil;ine masallar, destanlar ve ağıtları doldurmuş, onları taşımış, Kaf Dağının ardına u&ccedil;urmadan &ouml;nce Ağrı Dağının başına &ccedil;ıkarmıştır.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">Koca Yaşar Kemal. Ulu &ccedil;ınar. Anadolu&#39;nun y&uuml;ce &ccedil;ınarlarından biri. &ldquo;Daldan eğme değil, k&ouml;kten s&uuml;rme&rdquo;. Topal karıncanın dostu, karıncanın su i&ccedil;tiği yer. T&uuml;rk&ccedil;eye su veren usta.</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><b>haydar erg&uuml;len</b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>haydar ergülen</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://esenola.com/blog/view/6134/tevfik-fikret</guid>
	<pubDate>Thu, 29 Oct 2015 20:35:26 +0100</pubDate>
	<link>https://esenola.com/blog/view/6134/tevfik-fikret</link>
	<title><![CDATA[tevfik fikret]]></title>
	<description><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><b>Tuhafiye </b></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><b>&#39;Değerli Yalnız&#39;: Tevfik Fikret</b></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Ahmet Hamdi Tanpınar&#39;ın Tevfik Fikret i&ccedil;in s&ouml;yledikleri bu &#39;yalnız adam&#39;ı ve şiirini anlamak bakımından &ccedil;ok değerli: &ldquo;Talihin kendisi i&ccedil;in hazırladığı imkanları &ccedil;abuk farketti, hatta mizacının zaaflarını bile ona g&ouml;re terbiye etti. İnzivasını bir nevi peygamberane uzlet, &ccedil;abuk darılıcı mizacını istiğna, hayat ve fiil alemindeki kabiliyetsizliğini y&uuml;ksek bir mukavemet şekline soktu ve şiirinin bir zaman sadece mel&uuml;l besteler &ccedil;ıkaran ferdi melankolisini tam lazım olduğu bir zamanda bir cemiyetin ıstırap ve &uuml;mitlerine terc&uuml;man yaptı.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Kısacası orta &ccedil;apta bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k burjuva şairi iken cemiyet i&ccedil;in bir nevi ahlak ve medeniyet havarisi oldu.</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Bunu s&ouml;ylemekle Fikret&#39;i k&uuml;&ccedil;&uuml;ltm&uuml;ş olmuyorum; irade ve anlayışının zaferini kaydetniş oluyorum. Unutmamalı ki i&ccedil;timai hayatta ahlaklı ve d&uuml;r&uuml;st olmak, yaşadığı devirde nadir olan bir meziyetti. Halbuki bu Fikret&#39;te baştan beri vardır.&rdquo;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">Aynı devrin iki şairinden biri Tevfik Fikret, diğer, Mehmet Akif Ersoy. İdeolojik yaklaşımların ve Doğu/Batı ayrışmasının simge adları olmalarının dışında, Tanpınar&#39;ın s&ouml;ylediklerinin biraz değişiklikle her ikisi i&ccedil;in de ge&ccedil;erli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum: &ldquo;Orta &ccedil;apta&rdquo; birer şair. Ama ikisi de &#39;bir cemiyetin ıstırap ve &uuml;mitlerine terc&uuml;man&#39; olmuş ve yine &#39;cemiyet i&ccedil;in bir nevi ahlak ve medeniyet havarisi&#39; olmuş iki değerli yalnız.</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-weight: normal;">Değersiz yalnızları saymaya gerek yok, onlara her d&ouml;nemde ve her mevkide bolca rastlanır. Ama kendi kişisel zaaflarını, melankolilerini erteleyen ya da bir kenara koyarak, vicdan, doğruluk, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;k, &ccedil;alışkanlık, yurtseverlik, merhametli ve adil olmak gibi y&uuml;ksek erdemlerle donanmış bir yaşamı s&uuml;rmek ve bunu bir şiir olarak var etmek, ancak yalnızlığın değerini bilen, ve şimdi &#39;değerli yalnız&#39;lar olarak &ouml;vg&uuml;yle, sevgiyle andığımız insanlarda bulunur. Bunlar bazen Mehmet Akif gibi dindar biri olur, bazen de Tevfik Fikret gibi dinle ilgisi olmayan biri. Evet ama o Tevfik Fikret aynı zamanda &ldquo;</span><i>Benim dinim insan gibi yaşamaktır</i><span style="font-weight: normal;">&rdquo; diyecek ve aslolan şeyin &#39;insanlık dini&#39; olduğunu s&ouml;yleyecektir. &ldquo;</span><i>Toprak vatanım/nev-i beşer milletim insan&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">diyecektir. &ldquo;</span><i>Elbet sefil olursa kadın, al&ccedil;alır beşer&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> diyecektir. </span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Şiirde bi&ccedil;imde ve anlamda değişim istemesi, &#39;serbest m&uuml;stezat&#39;ın &ouml;nc&uuml;s&uuml; olması, &ldquo;Sis&rdquo;, &ldquo;Tarih-i Kadim&rdquo;, &ldquo;Rubab-ı Şikeste&rdquo;, &ldquo;Han-ı Yağma&rdquo;, &ldquo;Promote&rdquo; gibi 100 yıl sonra bile, &#39;bile&#39;si fazla, &ouml;nemli olan, ge&ccedil;erliliği giderek artan, hem g&uuml;ncel hem klasik olarak okunabilecek şiirlerin sahibi olması, </span><i>Şermin</i><span style="font-style: normal;"> kitabıyla &ccedil;ocuklara unutulmaz şiirler armağan etmesi de elbette onu &ouml;nc&uuml; bir şair kılar. Tıpkı Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Haşim, Mustafa Kemal Atat&uuml;rk gibi &#39;değerli yalnız&#39;lardan biri olarak, bu &uuml;lkenin k&uuml;lt&uuml;r ve edebiyat, şiir yaşamına &#39;y&ouml;n veren&#39; &ouml;nemli isimler arasında yer alır. Yapıtının, d&uuml;ş&uuml;ncelerinin, eylemlerinin, kişiliğinin hala tartışılıyor olması da doğrusu onun &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;, &ccedil;ok boyutlu ve asla yalnızca bir tek uğraşına, belirli bir y&ouml;n&uuml;ne indirgenemeyecek zenginlik ve &ccedil;oğullukta bir insan, bir aydın, bir entelekt&uuml;el, bir şair ve elbette b&uuml;y&uuml;k bir yurtsever olduğunun en &ouml;nemli delilidir. </span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&ldquo;<span style="font-style: normal;">Tarih-i Kadim&rdquo; şiirinden sadeleştirilmiş bir b&ouml;l&uuml;m: &ldquo;</span><i>Nerde bir şeref var, iğreti/nerde bir mutluluk var, yama./Bir şeyin ne başına inan ne sonuna/Din şehit ister g&ouml;ky&uuml;z&uuml; kurban/Her yanda durmadan kan akacak/durmadan her yanda kan!/.../İşte m&uuml;jdelerin en g&uuml;zeli/İşte en ger&ccedil;ek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k/ d&uuml;ş&uuml;m&uuml;zdeki gelecek &ccedil;ağlarda:/Ne savaşan ne savaş ne salgın/ne saltanat ne yoksulluk,ne ezen ne ezilen/ne yakınma ne de zulm&uuml;n kahrı/ne tapılan ne tapan/ben benim sen de sen!/...&rdquo; </i><span style="font-style: normal;">Ne yazık ki d&uuml;şleri ger&ccedil;ekleşmedi Tevfik Fikret&#39;in, d&uuml;şleri, d&uuml;şlerimiz ger&ccedil;ekleşmedi, ama d&uuml;şlemenin, d&uuml;ş g&ouml;rmenin, d&uuml;ş&uuml;nmenin de sonu yok, d&uuml;şler de belki en b&uuml;y&uuml;k miras, g&ouml;zden g&ouml;ze, g&ouml;n&uuml;lden g&ouml;n&uuml;le ge&ccedil;en ve &ccedil;oğalarak, b&uuml;y&uuml;yerek, zenginleşerek s&uuml;ren ve b&uuml;y&uuml;k insanlık dediğimiz bir toplumun en değerli varlığı, hazinesi.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Evet Tevfik Fikret&#39;in T&uuml;rk&ccedil;esi eskimiştir, &ccedil;ok ağdalı bir dille yazmıştır, bug&uuml;n ancak sadeleştirilerek okunabilir, kaldı ki o sadeleştirmeler de şiirinin &ouml;z&uuml;n&uuml; koruyarak ve ruhuna zarar vermeden yapılmış başarılı yorumlardır. Daha da &ouml;nemlisi 100 yılı aşkın bir zamandan, neredeyse anlamından, i&ccedil;eriğinden hi&ccedil;bir şey yitirmeden bug&uuml;ne, sanırım hatta yarına da gelebilmiş, kalabilmiş şiirlerdir. Bu &ccedil;ok şey demektir. Hem toplumda, yağmanın, karanlığın, sisli ve puslu d&ouml;nemlerin, yiyiciliğin, hırsızlığın, adaletsizliğin, haksızlığın, ne yazık ki, hala karşılığı olduğunu ve s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;sterir, hem de şiirin &ouml;zellikle kritik zamanlarda, kriz d&ouml;nemlerinde nasıl m&uuml;dahil olabildiğinin de yetkin ve yerinde bir &ouml;rneğidir. &Ouml;te yandan &ccedil;ocuklar i&ccedil;in yazdığı şiirlerden oluşan </span><i>Şermin, </i><span style="font-style: normal;">bence &ccedil;ocuk edebiyatının en se&ccedil;kin yapıtlarındandır ve &ccedil;ocuklar i&ccedil;in yazılmış olağan&uuml;st&uuml; şiirlerle doludur. Tevfik Fikret&#39;in eğitimci yanını da ortaya koyan bu yapıt, ilerici anlayışından &ouml;t&uuml;r&uuml;, zamanla eskimesi, değerini yitirmesi bir yana, belki de en &ccedil;ok g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze seslenen bir kitap olarak tazeliğini ve g&uuml;ncelliğini korumayı s&uuml;rd&uuml;rmektedir.</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-style: normal;">Yalnız hayatlar, derin ruhlar, engin duyuşlar ve insanın eylem i&ccedil;inde insan olduğunu hep hatırlatan bir ser&uuml;ven. Bana kalırsa ne Mehmet Akif&#39;in doğuculuğu ne Tevfik Fikret&#39;in batıcılığıdır buradaki sır, onları bug&uuml;n de b&uuml;y&uuml;k, &ouml;nc&uuml; ve değerli kılan şey ikisinin de hayatın b&uuml;y&uuml;k şiiri i&ccedil;in şiiri bile feda edebileceklerini g&ouml;stermiş olmalarıdır ki, galiba b&uuml;y&uuml;k şiir biraz da b&ouml;yle bir şeydir. &ldquo;</span><i>Hak bellediğin yolda yalnız gideceksin&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> şiarı ve dizesi diyelim, Tevfik Fikret i&ccedil;in olduğu kadar Mehmet Akif i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. Hepsinden &ouml;nemlisi, bug&uuml;n ne yazık ki ne doğuda ne batıda yeri olan ve d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyası esir alınmış, ufku daraltılmış, bug&uuml;n&uuml;nden geleceği karartılmış bir &uuml;lkenin 100 yıl &ouml;ncesinden bir işaret fişeği olarak &ldquo;</span><i>fikri h&uuml;r, vicdanı h&uuml;r, irfanı h&uuml;r&rdquo;</i><span style="font-style: normal;"> olmanın &ouml;nemini, anlamını ve değerini belirtmiş, &ldquo;yalnızlığın h&uuml;rriyeti&rdquo;ni titizlikle korumuş b&uuml;y&uuml;k bir vicdandır Tevfik Fikret. Vicdan s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bile m&uuml;lk gibi g&ouml;ren muktedirler bunun &uuml;zerinden insanları ayrıştırırken, toplumu b&ouml;lerken, onlardan biraz da Tevfik Fikret okumalarını beklemek de &#39;olmayacak duaya amin demek&#39; sayılmaz mı?</span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal;"><b>haydar erg&uuml;len </b></p><p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>haydar ergülen</dc:creator>
</item>

</channel>
</rss>